4
Tanık beyanı...Karşı Boşanma Davası ...Karine...İspat
Tanık beyanlarına neden itibar edilmediği gerekçeleri ile ortaya konulmalı..
Ziynet eşyaları; rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardan olduğu için ziynet eşyalarında olağan olan, bu eşyaların kadın eşin himayesinde bulunmasıdır.
7
Artık Değere Katılma Alacağı...Karine..
Davalı koca başkası adına kredi çekiyor onunla kendi üzerine araba alıyor ve boşanmadan sonr abu arabanın kendiisne değil bir başkasına ait olduğunu ileri sürüyor. Ödemelerin 3. kişi tarafındna yapıldığını ispat edemediği için davacı kadın lehine katılma alacağına hükmedilmesi gerektiği hakkında.
9
Artık Değer Alacağı...Eşlerin birlik devam ederken serbest iradeleriyle gerçekleştirdikleri bu paylaşımla, her bir payın o eşin kişisel mal grubuna terk edildiği kabul edilmelidir...
2
Boşanma davasına karşı , Nafaka, Tazminat ve velayet davası açılması ....Her iki davanın birleştirilmesi gerektiği.... Kesin hüküm ve Kesin delil kavramları....Her iki davanında karara bağlanması gerektiği...
Tedbir Nafakası ( İştirak Nafakası), Yardım Nafakası,
5
Takdir hak ve yetkisinin denetlenmesi de bir hukukîlik denetimi olup Yargıtayın yetki alanında bulunduğu da muhakkaktır.
8
Anlaşmalı boşanmada ise eşler boşanma davası açmakla doğmuş hakları olan mal rejiminin tasfiyesine yönelik tasarrufta bulunabilirler...Anlaşmalı boşanmada, taraflar edindikleri malvarlığını paylaşarak veya tasfiyeye yönelik haklarından feragat ederek mal rejiminin tasfiyesini gerçekleştirebilirler. Usulüne uygun şekilde yapılan anlaşma ile boşanma davası neticelenmiş ve karar kesinlemiş ise tarafların tekrar mal rejimi tasfiyesi talep etmeleri mümkün olmayacaktır...
10
Bağışlama...Genel olarak, bağışlamanın yukarıda açıklanan öğeleri gözetildiğinde, bir eşin diğer eşe ait bir malvarlığına yaptığı her katkının ya da kazandırmanın bağışlama olmayacağı kabul edilmektedir.
Aksi ispatlanamadığı için gerçekte de satış olduğu kabul edilen eşler arasındaki devir, TMK'nun 222/son. maddesi uyarınca, satın alanın edinilmiş malı kabul edilir. Yani malik eş, kişisel malları ile karşılamak suretiyle satın aldığını ispatlamadıkça edinilmiş mal kabul edilecektir.
3
Tanıma ve Tenfiz...Yabancı mahkeme kararında kusur belirlemesi yapılmadı ise Türk mahkemesi yeniden kusur belirlemesi yapabilir mi ?
1 Yıllık zamanaşımı süresi...
6
01.01.2002 tarihine kadarki dönemde geçerli olan mal ayrılığı rejiminde, Karı kocadan her birinin malı kendisinin kişisel malıdır ve mallarının geliri ve kazançları yine kendisine aittir..
Katkı Payı Alacağı.. Katkının; toplu para vermek suretiyle veya çalışma karşılığı elde edilen gelirlerle yapıldığı ileri sürülebilir...Düzenli ve sürekli çalışmanın varlığının kabulü için resmî kayıtlara mutlak suretle ihtiyaç duyulmaz, zira kayıt dışı çalışıldığı yönünde hâkimde yeterli kanaat uyandıracak şekilde ispatlanmışsa, düzenli ve sürekli çalışmanın varlığı kabul edilmelidir.
Davaya konu taşınmazın tapu tescil kaydı her ne kadar eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejimin geçerli olduğu 29.12.2003 tarihinde davalı eş adına oluşturulmuş ise de Özel Dairenin de kabulünde olduğu üzere, bu yerin ödemelerinin 2002 yılı öncesinde tamamlandığı, dolayısıyla talebin katkı payı alacağına konu olduğu hususu şüphesizdir
11
Kadının evi terk etmesi , soyut beyandna başka bir beyanının olmaması, eve dönmemesi kadın için bir kusurdur...
12
Somut olayda; davalının 10.03.2015 tarihli celsedeki beyanında "...altınların bir kısmını davacı ... bozdurdu, bir kısmını da ben bozdurdum, benim bozdurduğum altınlar arkadaşlarımın bana taktığı altınlardır, ben bu paralar ile düğün borçlarını ödedim.” şeklindeki beyanları karşısında birkısım takıların evlilik birliği içinde davalı tarafından bozdurulduğu anlaşılmaktadır. Davalı, davacı kadının bunları iade edilmemek üzere rıza ile verdiğini kanıtlayamamıştır.
Hal böyle olunca, davalı kocanın, müşterek ihtiyaçlar için harcanan ziynetlerin, rızayla ve iade şartı olmaksızın kendisine verildiğini ispatlayamadığı, bu nedenle dava konusu olan ve varlığı ispat edilebilen ziynetleri iadeyle mükellef olduğu hususu tartışmasızdır.

Av. Mahmut SERT



