ÇEK
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 780 ila 823. maddelerinde düzenlenen çek, diğer kambiyo senetlerinden farklı olarak kredi değil bir ödeme aracıdır. 5941 sayılı Çek Kanunu’nda ileri düzenleme tarihli çeklere ilişkin hükümlerle, çek artık kredi aracı olarak da kullanılmaya başlamıştır. Çek hem kambiyo senedidir hem de kıymetli evrak hükmündedir. . Çek, TTK’nın “Kambiyo Senetleri” başlığını taşıyan Dördüncü Kısım’da düzenlendiğinden, TTK’da “kambiyo senedi” olarak kabul edilmektedir (Öztan, 2019, s. 219).
Çek, düzenleyen tarafından çek hesabının bulunduğu muhataba hitaben düzenlenen, belli bir paranın, lehine düzenlenen şahsa (lehtar) ya da ondan usulüne uygun olarak devralan şahsa (hamil) kayıtsız ve şartsız ödenmesi emrini içeren bir havaledir.
Çek hukuki niteliği itibariyle kıymetli evrak niteliğinde poliçe gibi bir havale olup, aynı zamanda da kanunen emre yazılı bir senettir .
Çek, kanunen emre yazılı bir kıymetli evraktır. Çekin üzerinde belirli bir kişinin adının yazılması veya çekte emre kaydının olmaması hâlinde dahi, çek emre yazılı çek olarak kabul edilecektir (TTK m.785/1-a). Fakat çekin kanunen emre yazılı olması, çekin nama veya hamiline keşide edilmesine
engel değildir (TTK m.785/1-b-c).
* Muhatap banka çek bedelini ödemeden evvel, düzenleyen ile arasında bir çek anlaşması olup olmadığı, çekin geçerli olup olmadığı, sahte veya tahrif edilmiş bir çek olup olmadığı, çeki ibraz edenin yetkili hamil olup olmadığı, düzenleyenin çekten cayma beyanı olup olmadığı ve çek hesabında ödemeyi engelleyen bir tedbir kararı, haciz, rehin olup olmadığı gibi hususlarda inceleme yaparak, sonucuna göre ödeme yapmalıdır. Aksi halde muhatap , düzenleyen, lehtar veya hamile karşı uğranılan zarardan sorumlu olabilecektir. Bu sorumluluk düzenleyen için çek anlaşmasına , lehtar veya hamil için ise haksız fiil hükümlerine dayanacaktır.
Emre yazılı senetlerde, senetten doğan hakkın devri alacağın temliki hükümlerine göre değil, ciro ve senedin devri yoluyla yapılır. Alacağın temlikinden (TBK m.162 vd.) farklı olarak ciro yoluyla devirde, borçlu ciro yolu ile senedi devralan hamile karşı, lehtarla arasındaki temel borç ilişkisinden kaynaklanan def’ileri kural olarak ileri süremez. ( Yani Senedi keşide eden A isimli şahıs, B 'ye senedi imzalayıp vermiş, B de C 'ye ciro ettiyse, A B ile arasındaki temel borç ilişkisinden kaynaklanan defileri C'ye karşı ileri süremez. )
* Genel bilgi Senedi düzenleyene "Keşideci", düzenleyip verdiği yani senedin üzerinde yazan ilk alacaklıya "Lehtar", sonraki cirantalardan en sonuncusuna "Hamil" denir.
* Çekte düzenleyen, lehtar ve muhatap olmak üzere üç taraf bulunur. Muhatap bankadır. Düzenleyen, Çek karnesi olan ve çek bedelini ödeyecek olan kişi yani muhatap banka müşterisidir. TTK m. 782/1’de “Türkiye’de ödenecek çeklerde muhatap ancak bir banka olabilir” denilmektedir. Çekte muhatap olarak sadece bankaların gösterilebilmesinin sebebi, bankaların mali açıdan yüksek ödeme güçlerinin olması ve güven oluşturmasıdır. 2010/2 Sayılı Tebliğ ile çek defterlerinin bankalarca bastırılacağı düzenlenmiştir.
Çekin poliçe gibi zorunlu şekil şartlarına tâbi olması, çeki düzenleyenin çekin ödenmemesinden dolayı sorumlu tutulması ve çekle kurulan havale ilişkisinin temel ilişkiden bağımsız olması gibi sebeplerle çekteki havale çifte yetki veren bir havaledir .Bu havalenin yazılı olması, belli şekil şartlarını haiz olması, kayıtsız ve şartsız bir ödeme emri olması gerekir . Bu üçlü ilişkideki düzenleyen, çekle işleyen hesabın bulunduğu bankayı (muhatabı), lehine çek düzenlenen lehtara ya da çeki ondan usulüne uygun olarak devralan ve çek alacaklısı konumuna geçen hamile, kendi hesabından çek tutarını, kayıtsız ve şartsız muhatap bankadan tahsil etme yetkisi verir.
*Hamilin veya lehtarın çekteki talep hakkını kullanabilmesi için mutlaka muhatap bankaya veya takas odasına çeki süresi içinde ibraz etmesi gerekir. Aksi halde düzenleyene karşı çeke dayalı talep hakkı sona erer (TTK m.808)
Çek diğer kambiyo senetlerinden farklı olarak kredi değil bir ödeme aracıdır. Bu nedenledir ki, çekin bir borcun ifası için verildiği kabul edilir. Nitekim Yargıtay da çekin ödeme aracı olduğunu belirterek, çekin başka bir amaçla verildiğini iddia eden kişinin bu iddiasını ispatla yükümlü olduğunu ifade etmiştir.
Çek bir ödeme aracı olduğundan çekte vade yoktur. Buna karşılık 5941 sayılı Çek Kanunu’nda3
(ÇekK) ileri düzenleme tarihli çeklere ilişkin hükümler sebebiyle uygulamada çek bir kredi aracı
olarak da kullanılmaktadır
*Bir senedin çek olarak kabul edilebilmesi için, TTK 780 ve 781. maddelerdeki şartlara uygun olması gerekir. Ayrıca ÇekK 2. maddesinin 5. fıkrasında çek karnelerinin ancak bankalar tarafından bastırılabileceği öngörülmüştür. Buradaki “Banka” dan kasıt Bankacılık Kanunu4’na (BanK) tabi olan kuruluşlardır.
*Bir senedin çek olarak kabul edilebilmesi için, TTK 780 ve 781. maddelerdeki şartlara uygun olması gerekir. ÇekK m. 2/7 ve 8. fıkralarında çek yaprağında yer alacak hususlar belirtilmiş olup, çek yapraklarının burada belirtilen şekilde bastırılması bankalara getirilen mükellefiyetlerdendir .
Çekte şekil şartlarındaki eksiklikler TTK m. 781/2 ve 3 gereğince giderilemiyorsa, çekin varlığından söz edilemez. Bu durumda senet havale olarak kabul edilecek ve sadece delil başlangıcı olacaktır.
5.07.2016 tarihinde yayınlanan 6728 sayılı Kanun5 ile TTK 780. maddesinde sayılan unsurlara iki yeni unsur daha eklenmiştir. Bunlar çekin seri numarası ve karekodudur (TTK m. 780/1-f ve g)
ÇEKTE MUHATAP
*TTK m.782/1’de “Türkiye’de ödenecek çeklerde muhatap ancak bir banka olabilir” denilmektedir. Kanunda açıkça muhatabın ancak bir banka olması şartının Türkiye’de ödenecek çekler için geçerli olduğu belirtilmiştir. Ödeme yeri Türkiye dışında olan bir ülkede, muhatap sıfatı o yerin mevzuatına göre belirlenecektir.
BanK’da türleri sayılan bankalar, mevduat bankaları, katılım bankaları ve kalkınma bankalarıdır.
TTK m. 782/2’de “Diğer bir kişi üzerine düzenlenen çek yalnız havale hükmündedir.” denilerek, muhatabın banka olmaması hâlinde çekin, çek vasfını yitirerek havale hükmünde sayılacağı belirtilmiştir.
Çek bedelinin ibrazda ödenebilmesi için, muhatap banka nezdinde düzenleyenin tasarrufta
bulunabileceği bir karşılığın bulunması gerektiği, TTK m. 783’de düzenlenmiştir. “Karşılık” kavramının kanunda açıklanmamış ise de “karşılık”, tan kasıt düzenleyenin muhatap nezdinde bulunan hesabından, kendisine çek keşide etmek suretiyle tasarruf imkânı sağlanan bir miktar paradır .
Çek bedelinin, düzenleyenin çekte belirtilen (karşılığın üzerine çekildiği) hesabında bulunması gerekir. Çek keşide edilen hesapta karşılık bulunmaması hâlinde, çek düzenleyenin muhatap bankadaki diğer hesaplarından çek bedelini ödemesi mümkün değildir. Muhatap bankanın, çek hesabında karşılık bulunmaması hâlinde, çek bedelini düzenleyenin banka nezdindeki diğer hesaplarından ödememesi hâlinde hiçbir sorumluluğu bulunmaz. Öte yandan, düzenleyenin, çekin bağlı olduğu hesapta karşılık bulunmaması hâlinde karşılıksız çek işlemine tabi olmaması için düzenleyen ile muhatap arasında yapılan bir anlaşma ile, muhataba diğer hesaplardan çekle işleyen hesaba virman yapılarak çek bedelini ödeme yetkisi tanınabilir .
Çek anlaşması her iki tarafa da borç yükleyen bir akittir. Muhatabın çek bedelini ödeme yükümlülüğü yanında düzenleyenin de muhatap nezdindeki çekle işleyen hesabında, düzenlediği çek bedelinin karşılığını bulundurma yükümlülüğü vardır . Fakat bu yükümlülüklerine ek olarak düzenleyenin, sahteciliği ve tahrifatı önlemek için çek defterini korumak ve çek yapraklarını doldururken özen gösterme yükümlülüğü vardır .
ÇekK ile çek anlaşmasının kuruluşu esnasında muhatap bankaya özel bir takım yükümlülükler getirilmiştir. ÇekK m. 2/1 gereğince bankalar, çek hesabı açtırmak isteyen kişinin, yasaklı olup olmadığının yanı sıra ekonomik ve sosyal durumunun çek hesabı açmaya elverişli olup b olmadığını
da araştırmakla yükümlüdür. Bankalar ÇekK ile kendilerine verilen görev ve yükümlülükleri yerine getirirken gerekli basiret ve özeni göstermekle mükelleftir.
ÖDEME İÇİN İBRAZDA MUHATABIN YÜKÜMLÜLÜKLERİ
* Çek bir ödeme aracıdır ve görüldüğünde ödenir. Çekin ödenebilmesi için muhatap bankaya ibraz edilmesi gerekir. ÇekK m. 3/1’de çekin, çek hesabının bulunduğu bankanın herhangi bir şubesine ibraz edildiğinde hamilin vergi kimlik numarası tespiti yapılarak çek bedelinin ödeneceği öngörülmüştür.
Diğer kıymetli evrak gibi çekteki hak da senetten ayrı olarak dermeyan edilemeyeceği için çekin süresinde muhatap bankaya fiziken ibrazı zorunludur. TTK m. 798 gereğince çekin bir takas odasına ibrazı da ödeme için muhatap bankaya ibraz yerine geçer. Öte yandan takas odasına ibraz ancak muhatap banka dışında başka bir banka tarafından yapılabilir. Takas odasına ibraz elektronik ortamda yapılır.
Muhatap bankanın çeki ödeyebilmesi için ve çekin ibrazına bağlanan sonuçlar bakımından, çekin kanunda belirlenen süreler içinde ibraz edilmesi gerekir. Süresinde ibraz edilmeyen çek kambiyo senedi vasfını yitirecektir. Bu durumda muhatabın ödeme yükümlülüğü sona erecek, düzenleyen cayma hakkını kullanabilecektir. Ayrıca süresinde ibraz edilmeyen çekte, hesapta karşılık bulunmasa dahi karşılıksızdır işlemi yapılamayacak ve hamil düzenleyene ve müracaat borçlularına karşı
kambiyo hukukuna özgü haklarını kullanamayacaktır.
TTK m. 796’da ödeme için ibraz süreleri belirtilmiştir. Buna göre, çek düzenlendiği yerde ödenecek ise on gün, aynı kıta üzerinde düzenlendiği yerden başka bir yerde ödenecekse bir ay, farklı kıtada ise üç ay içinde muhatap bankaya ibraz edilmelidir.
Düzenleme yeri, ancak çekte belirtilen yer olup, çekin fiilen keşide edildiği yerin önemi yoktur. Sürenin hesabında çekte yer alan düzenleme yeri dikkate alınacaktır.
Genel itibariyle hukukumuzda “aynı yer” kavramı il sınırı olarak kabul edilmiş olup, Yargıtay da bir çok kararında “aynı yer” olarak il sınırlarını esas almıştır. ( Keşide Yeri Konya, Banka Şubesi Konya Çumra ise ibraz süresi 10 gündür. ) ( Keşide yeri Konya , Bankanın bulunduğu Şube İstanbul ise ibraz süresi burada 1 aydır. )
Ödeme için ibraz süresi, TTK m. 796/3 gereğince düzenleme tarihinin ertesi günü başlarüzenleme tarihinin ertesi günü başlar. Ödeme için ibraz süreleri emredici nitelikte olup, taraflar bu süreleri anlaşma yolu ile değiştiremez ve bu hususta çeke yazılacak kayıtlar yazılmamış sayılır. İbraz süreleri hak düşürücü nitelikte olduğundan, herhangi bir uyuşmazlıkta taraflar ibraz süresinin geçtiğini her zaman ileri sürebileceği gibi hâkim de bunu resen dikkate alacaktır.
* TTK m. 655/1’de nama yazılı senetlerde ödemenin ancak, senedin hamili bulunan ve senette adı yazılı olan veya onun hukuki halefi olduğunu ispat eden kişiye yapılacağı düzenlenmiştir. Nama yazılı Çeklerde de uygulanacak bu hüküm gereğince, muhatap banka ancak maddede yer alan hak sahipliğini kanıtlayan kişiye ödeme yapabilecektir. Aksi halde banka yaptığı ödeme ile sorumluluktan kurtulamayacak ve gerçek hamile de ödeme yapmak zorunda kalacaktır.
Nama yazılı çekin ciro yolu ile devri mümkün olmadığından, tahsil cirosu da yapılamayacaktır.
* Emre yazılı çekler de ; Çekin hiç devredilmemesi yani ciro edilmemesi hâlinde, çeki muhatap bankaya ödeme için ibraz edecek olan lehtardır.
Bununla birlikte, emre yazılı çekler ciro yolu ile devredilebildiğinden, çek devredilmiş ise bu kez, muhatap bankaya ödeme için ibraz edecek kişi, çeki ciro yolu ile devralan yetkili hamil olacaktır. Bu çeklerde “yetkili hamil” in şeklen yetkili olması yeterli olup, muhatap tarafından hamilin gerçekten alacaklı olup olmadığının araştırılması gerekli değildir. Şeklen yetkili hamilin tespiti için ise, muhatap, cirolar arasında düzenli bir teselsülün olup olmadığını kontrol edecektir (TTK m. 801)
Muhatap bankanın, ödeme için ibrazda düzenleyenin imzasını kontrol etme yükümlülüğü olmasına rağmen, TTK m. 801 gereğince cirantaların imzalarını kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu nedenle de hamil çeki iktisabında kötüniyetli ve ağır kusurlu olmadıkça cirantalardan birinin imzası sahte olsa dahi yetkili hamil olarak kabul edilir (TTK m.792).
* Hamiline yazılı çeklerde ise çeki elinde bulunduran yetkili hamil sayıldığından, ödeme için ibraz eden de yetkili hamil sayılır. Dolayısı ile hamiline yazılı çekin ibrazında muhatap banka sadece vergi kimlik numarası tespiti yaparak (ÇekK m. 3/1) ödeme yapabilecektir. Ancak ÇekK m. 2/6 gereğince
hamiline yazılı çeklerde “hamiline” kelimesinin matbu şekilde çekte yer alması gerektiğinden muhatabın mutlaka çeki inceleyerek ödeme yapması gerekir.
*Bir çekin varlığından söz edebilmek için, TTK m. 780 ve 781’de gösterilen zorunlu unsurlara sahip olması gerekir. Aksi halde ibraz edilen senet çek vasfında olmayacağından, muhatabın bu senedi ödemesi hâlinde düzenleyene karşı sorumluluğu doğacaktır.
Muhatap banka düzenleyen ile aralarındaki çek anlaşması gereğince, çek hesabında karşılık varsa ödeme yapabilecektir. Çek, düzenleyen tarafından muhatap bankaya hitaben düzenlenen ve çek hesabında bulunan karşılığın yetkili hamile ödenmesi emrini içeren bir havale olduğundan, ancak düzenleyen tarafından imzalanan bir çek muhatap banka tarafından ödenebilir. Bu nedenle muhatap bankanın, ibraz edilen çekteki düzenleyen imzasını kontrol etme yükümlülüğü vardır.
Çekteki imza ile düzenleyenin muhatap bankadaki imzalarının farklı olması hâlinde ödeme yapılmamalı ve bu durum çekin arkasına şerh düşülmelidir.
Çekin tüzel kişi vekili veya temsilcisi tarafından düzenlenmesi hâlinde de muhatabın mutlaka vekilin yetki belgesini ve tüzel kişi temsilcisinin de yetkisini içeren ticaret sicil kayıtlarını incelemesi gerekir. Ticaret sicil kayıtları ile düzenleyenin kendisine ibraz ettiği yetki belgesinin örtüşmediği durumlarda muhatap çek hamiline ödeme yapmama yoluna da gidebilir. Fakat temsilcinin yetki belgesinin ticaret siciline tescilinin zorunlu olduğu durumlarda muhatap bu kayıtları dikkate alarak işlem yapmalıdır.
*Muhatap banka çeki ibraz edenin yetkili hamil olup olmadığını çekin nama, emre veya hamile yazılı olup olmadığına göre tespit edecektir. Nama yazılı çeklerde hamilin senette gösterilen gerçek alacaklı olup olmadığını, emre yazılı çeklerde hamilin “şeklen yetkili” hamil olup olmadığını araştıracak, hamiline yazılı çeklerde ise vergi kimlik numarası tespiti ile ödeme yapacak, başka bir araştırma yapmasına gerek bulunmayacaktır.
Muhatap bankanın emre veya nama yazılı çeklerde ibraz edenin kimlik tespitini de yapması gerekir.
Nama yazılı çekin devri ancak alacağın temliki ile gerçekleşir. Nama yazılı çekin ciro yoluyla devri mümkün değildir. Nama yazılı çek üzerine yapılan cironun hiçbir hukuki sonucu yoktur. Devir için yazılı devir beyanı ile çekin teslim edilmesi gerekir.Bu durumda devrin gerek şekli, gerek hukuki sonuçları bakımından alacağın temlikine ilişkin hükümler (TBK m. 183 vd.) uygulanır. Alacağın temlikine tabi olmanın sonucu olarak, senet borçlusu devredene karşı sahip olduğu tüm def’ileri devralana karşı da ileri sürebilecektir .
* Muhatap banka kendisine ibraz edilen çeki, düzenleyen ile arasında bir çek anlaşması varsa ve hesapta da çekin karşılığı bulunuyorsa ödemekle yükümlüdür. Muhatabın bu yükümlülüğü çekin ibraz süresi içerisinde devam eder. İbraz süresince cayma hakkı da kullanılamaz. İbraz süresi geçtikten sonra, düzenleyen çekten caymamış ise, muhatap çek bedelini ödeyip ödememe konusunda serbesttir (TTK m. 799/2).
Düzenleyenin çekten cayma talimatı ancak ibraz süresi geçtikten sonra hüküm ifade edecektir bu nedenle muhatap banka ibraz süresi geçen çeki ödemeden önce mutlaka düzenleyenin cayma hakkını kullanıp kullanmadığını araştırmalıdır.
Çekin süresinde ibraz edilerek karşılığının bulunmaması hâlinde ibraz tarihinin, sürenin tespiti bakımından mutlaka çeke yazılması gerekir. Zira hamil, ancak çekin süresinde ibraz edilmesi hâlinde, kanunda çekin karşılıksız çıkmasına bağlanan sonuçlardan faydalanabilecektir.
*Muhatap banka kendisine ibraz edilen çekin sahte veya tahrif edilmiş olup olmadığını incelemekle yükümlüdür. Muhatap kendisine ibraz edilen çekin sahte veya tahrif edilmiş olduğunu anlar veya en azından şüphe duyarsa hamile çek bedelini ödememelidir (Bozer & Göle, 2018, s. 390). Muhatap ancak düzenleyene atfedilecek bir kusur bulunması hâlinde, sahte veya tahrif edilmiş çekten dolayı sorumluluktan kurtulabilecektir. Aksi halde muhatap bu tür bir çeki ödediği takdirde doğan zarardan sorumlu olur (TTK m. 812)
* Sahte ÇEK : Çekte sahtecilik, banka çek yaprağının bütünüyle bastırılarak taklit edilmesi ile oluşabileceği gibi, imzaların veya beyanların sahteliği ile de söz konusu olabilecektir.
Muhatap bankada, cirantaların imzalarının kıyaslanabileceği hiçbir belge veya tatbik imza bulunmaz. Sadece adı soyadı ve imzanın yer aldığı cirodaki imzanın kime ait olduğunun tespiti dahi bazı durumlarda imkânsızken, muhatap bankadan imzanın sahte olup olmadığının tespitinin yapılmasını beklemek mümkün değildir. Bu nedenledir ki kanun koyucu muhatap bankanın, cirantaların imzasının geçerli olup olmadığını inceleme yükümlülüğü bulunmadığını hüküm altına almıştır. Dolayısı ile ibraz edilen çekteki ciranta imzasının sahteliği muhatap banka açısından sorumluluk doğurmayacaktır .
TTK m. 812’de yer alan sorumluluk “kusursuz sorumluluk“ olup, muhatap banka gereken tüm dikkat ve özeni göstermiş olsa dahi, sahte çeki ödemeden dolayı düzenleyenin uğradığı zarardan sorumlu tutulacaktır.
Sahte çek düzenlemesi, genellikle, çek hesabı sahibinin imzasının taklit edilmesi suretiyle karşımıza çıkmaktadır.
Düzenleyen ile arasında geçerli bir temsil ilişkisi olmamasına rağmen, hesap sahibinin temsilcisiymiş gibi düzenlenen çekler de, sahte çek olarak kabul edilir.
Genel olarak çekin tüm unsurları tam olarak tedavüle çıkarılması aranırken, kanun koyucu TTK m.818/1-c atfı ile tamamen doldurulmamış çekin de sonradan doldurulmak kaydı ile tedavüle çıkarılabileceğini kabul etmiştir. Açık çek olarak nitelendirilen bu çeklerin muhataba ibraz edilmeden önce tüm zorunlu unsurlarının eksiksiz tamamlanması gerekir (Öztan, 1997, s. 1273)18. Açık çekte düzenleyenin iradesi, lehtar ile arasındaki anlaşmaya uygun olarak çekin eksik unsurlarının sonradan tamamlanarak muhataba ibraz edilmesi yönündedir. Açık çekte, düzenleyen çekteki zorunlu unsurların biri veya bir kısmını yazmadan, çekin eksik unsurlarının sonradan doldurulacağını bilerek ve isteyerek çeki tedavüle çıkarır. İbrazdan önce eksik unsurları tamamlanarak muhataba ibraz edilen çekin aradaki anlaşmaya uygun olarak doldurulduğu karine olarak kabul edildiğinden, böyle bir iddiada bulunan borçlu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Açık çekin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiası ancak anlaşmanın tarafları arasında ileri sürülebilecek bir şahsi def’idir (Çamoğlu, 2019, s. 24). Çekin aradaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulması hâlinde sahte çek söz konusu olmaz. Bir başka ifade ile düzenleyen tarafından sadece imzalanarak, lehtara boş çek yaprağı verilmesi ve lehtarın anlaşmaya aykırı olarak çeki doldurması hâlinde sahte çekten söz edilemeyecektir (Ayli, 2019, s. 119) ve muhatabın TTK m.812 kapsamında sorumluluğuna da gidilemeyecektir .
Temsilcinin yetkisini aşarak düzenlediği çekler de sahte çek olarak kabul edilemez. Zira sahtecilikten bahsedilmek için, çekte ortaya konulan görünümün karşı tarafı aldatmaya yönelik olması gerekir.
Çekteki imza dışında yer alan unsurların düzenleyenin el yazısı ile doldurulması zorunlu değildir. Bu nedenledir ki, düzenleyen sadece çeki imzalayarak diğer unsurların aradaki sözleşmeye uygun olarak doldurulması kaydıyla lehtara teslim edebilir. Düzenleyen çekin aradaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu lehtara karşı ileri sürebilir ise de, çeki iyiniyetle devralan hamillere karşı bu aykırılığı ileri süremez. Bu durumun istisnası ise, hamilin çeki iktisabında kötüniyetli olması veya iktisabında ağır kusurlu olması hâlidir. Ancak bu halde düzenleyen çekin aradaki anlaşmaya aykırı doldurulduğunu hamile karşı da ileri sürebilecektir. Düzenleyenin bu iddiasını da yazılı delil ile ispatlaması gerekir (TTK m.680).
Yetki aşımında ise, düzenleyen temsilciyi belirli bir meblağa kadar çek düzenlemeye yetkili kılmıştır, yani ortada bir temsil ilişkisi vardır. Fakat bu temsil ilişkisinde temsilci keşideciye karşı görevini ihlal etmiştir. Dolayısı ile ortada bir sahtecilik değil, görevi ihlal söz konusudur. Bu durumda sahte çek söz konusu olmayacağı için, TTK m. 812 kapsamında muhatap bankanın sorumluluğuna gidilemeyecektir.
*Tahrif Edilmiş ÇEK :ahrifat, önceden meydana gelen bir şeyin, sonradan bozulması, silinmesi veya değiştirilmesi ile orijinalinin bozulması yoluyla meydana gelir. Çekte tahrifat ise, düzenleyen tarafından doldurularak tedavüle çıkarılan bir çekteki imza ve beyanların, ilgililerin rızası dışında sonradan değiştirilmesi, silinmesi veya ekleme yapılmasını ifade eder. Düzenleyen tarafından çekte yapılacak sonraki değişiklikler tahrifat sayılmayacağı gibi, tüm ilgililerin rızası alınarak yapılan değişiklik de tahrifat sayılmaz.
TTK m. 812 gereğince tahrif edilmiş bir çekin ödenmesinden dolayı düzenleyenin uğradığı zarardan muhatap banka sorumludur.
Fakat lehtara teslim edildikten sonra, lehtar isminde yapılan tahrifatta düzenleyenin bir zararı olmayacağından (lehtar bu durumda alt ilişkiye dayanarak çek bedelini düzenleyenden talep edemez, zira düzenleyen çeki lehtara teslim ederek temel ilişkideki borcunu ifa etmiştir) muhatap bankanın da sorumluluğu söz konusu olmayacaktır. Lehtara teslimden önce sorumluluğu vardır.
Çekte tahrifatın bir diğer şekli olarak çek bedelinde yapılan tahrifat ise, çeki kötüniyetle ele geçiren kişi tarafından veya yetkili hamil tarafından yapılabilir. Tahrifat çek bedelini gösteren rakamda veya yazı hanesinde olabileceği gibi, para biriminin değiştirilmesi şeklinde de gerçekleştirilebilir.Bu şekilde tahrif edilmiş çeki ödeyen muhatap banka TTK m. 812 kapsamında kusursuz sorumlu olacaktır.
Muhatap banka çek bedelini öderken tüm özen ve dikkati gösterdiğini ispat etse dahi düzenleyenin uğradığı zarardan (her iki bedel arasındaki fark düzenleyenin zararı olarak kabul edilmelidir. Çünkü tahrifattan önceki bedel zaten düzenleyen tarafından ödenmesi gereken meblağ olduğundan muhatap banka ancak tahrifat ile fazla ödenen tutardan sorumlu olacaktır) sorumludur. Fakat burada da düzenleyene atfedilecek bir kusur olması hâlinde (örneğin rakamla yazılı çek bedelinin önü veya arkasında boşluk bırakılarak tutarın önüne veya arkasına ekleme yapılmasına sebep olmak gibi), düzenleyenin kusuru oranında muhatabın sorumluluğunda indirime gidilecektir.
Tahrifat düzenleme tarihi veya düzenleme yerinde de yapılabilir. Zira kanunda belirtilen ibraz sürelerinin hesaplanmasında düzenleme tarihi ve düzenleme yeri dikkate alınmaktadır. Bu süreler geçirildiği takdirde çekin tahsil edilme imkânı zorlaşır. Hamil, ibraz süresini geçirdiği bir çekte, düzenleme tarihini veya düzenleme yerini değiştirerek ibraz süresinin geçmediği izlenimini vermeyi amaçlayabilir.
Çekten cayma beyanı, düzenleyen ile muhatap banka arasındaki çek anlaşması çerçevesinde muhataba verilen ödeme yetkisinin geri alınmasıdır. Düzenleyenin çekten cayma beyanını muhataba iletmesi ile birlikte, muhatabın ödeme yetkisi ibraz süresinden sonra sona erecektir. TTK m. 799/1 uyarınca düzenleyenin cayma beyanı ancak ibraz süresi geçtikten sonra hüküm ifade edecektir. İbraz süresi geçtikten sonra, düzenleyen çekten caymamış ise, muhatap çek bedelini ödeyip ödememe konusunda serbesttir (TTK m. 799/2).
Düzenleyenin gerçek ibraz süresi bitiminden sonra muhatap bankaya cayma beyanını ilettiği, muhatabın ise tahrif edilmiş çekteki tarihe bakarak, ibraz süresi içinde yapılan cayma beyanının geçerli olmadığını düşünerek ödeme yaptığı durumlarda ise; uğranılan zarardan dolayı TTK m.812 gereğince muhatabın sorumluluğu söz konusu olur. Muhatabın, özellikle cayma beyanı olan çeklerin ibrazında, düzenleyen ile irtibata geçerek, çekin ödeme için ibraz edildiğini düzenleyene iletmesi ve böylece düzenleme yeri veya düzenleme tarihinde tahrifat yapılıp yapılmadığını ayrıntılı olarak araştırması, kendi sorumluluğunun da önlenmesi bakımından uygun bir davranış olacaktır.
Çizgili çekteki çizgilerin veya “hesaben ödeme” kaydının silinmesi hâlinde de, bu tahrifatı fark etmeden ödeme yapan muhatap banka, düzenleyenin uğradığı zarardan sorumlu olur.
TTK m. 812’de muhatap bankanın sahte veya tahrif edilmiş çekin ödenmesinden dolayı düzenleyenin uğradığı zarardan muhatap banka sorumlu tutulmuş ancak düzenleyenin çek defterini iyi saklamamak gibi kendisine atfedilecek bir kusuru olması hâlinde, muhatabın sorumluluğunun kusur oranına göre belirleneceği belirtilmiştir.
Öte yandan sahte veya tahrif edilmiş bir çeki ödemeden dolayı muhatap banka sadece düzenleyene karşı sorumlu değildir. Düzenleyen yanında lehtar veya hamil de sahte ve tarif edilmiş bir çekin ödenmesinden dolayı uğradığı zarar için, haksız fiil hükümlerine dayanarak muhatap bankanın sorumluluğuna gidebilir.
Düzenleyen ile muhatap banka arasında imzalanan çek anlaşmasında, taraflar muhatabın TTK m. 812’deki sahte ve tahrif edilmiş çekten dolayı sorumluluğunun olmayacağını kararlaştırabilirler.TTK m. 812 emredici bir hüküm değildir. Fakat TBK’nın 115. maddesinde ;“Borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun ya da yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun hafif kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.” denilmektedir. TBK’da yer alan düzenleme uyarınca muhatap banka ile düzenleyen arasında bankanın ağır veya hafif kusurundan dolayı sorumlu olmayacağına dair yapılan anlaşmalar geçersiz sayılacaktır.Başka bir ifadeyle çek sözleşmesinde veya taahhütnamesinde muhatabın ağır kusurlu olarak sahte ve tahrif edilmiş çeki ödemesinden dolayı sorumlu olmayacağına dair kayıt yer alsa dahi, TBK m.115 uyarınca muhatap böyle bir çekin ödemesinden dolayı sorumluluktan kurtulamayacaktır. Hafif kusur bakımından ise, bankalar TBK m.115/3’te belirtildiği üzere, Hükümetçe imtiyaz suretiyle verilen bir işi yapan müesseseler olduğundan, muhatap bankanın hafif kusurundan sorumlu olmayacağına yönelik çek sözleşmesine koyacağı sorumsuzluk kaydının da, TBK m.115/1 ve 3 fıkraları ile TBK m.116/3 uyarınca geçerliliği olmayacaktır


